
Kenan EROĞLU
Odgurmuş: Sayın Monşer yine sizi çok heyecanlı görüyorum. Yerinizde duramıyorsunuz. Nedir bunun sebebi söyler misiniz?
Monşer: Evet çok heyecanlıyım. İçim içime sığmıyor. Tıpkı eski günlerdeki gibi. Sanki zaman geriye doğru sardı ve ben 50 sene öncesine gittim. Ve o günleri yeniden yaşadım. Neydi o günler? Eylemler, yürüyüşler, grevler, çatışmalar, yakmalar yıkmalar. Çok özlemişim o günleri. O günlerde önümüze gelen her şeyi yakıp yıkıyor vitrinlerin camlarını kırıyor, polis arabalarına molotof kokteyl atıyorduk. Neredeyse geceyi gündüze çeviriyorduk. Hatta Faşistlere göz açtırmıyor karşılaştıklarımızı ölümüne dövüyor, kafalarını gözlerini patlatıyorduk.
Odgurmuş: Yok yahu siz bayağı terör estirmişsiniz. Anladık da bu günlerdeki sevinciniz nedir? Onu söylemediniz.
Monşer: Siz nasıl olur da bizim Belediye başkanımıza diploması geçersiz, rüşvet iltimas var diye suç isnat eder onu tutuklarsınız. Bu kabul edilir ve olacak bir iş değil. Haliyle Özel başkanımın da talimatı ile sokaklara döküldük. Tıpkı eski günlerdeki gibi. Tüm İstanbul ayağa kalktığı gibi tüm Türkiye’de de yer yer başkaldırıya katıldılar. Ülke ayağa kalktı. Hem demokratik hem de antidemokratik haklarımızı kullanıyoruz. Elbette protesto edecek elbette sesimizi duyurma yolunda elimizden gelen her şeyi yapacağız. Başkanımız salıverilinceye kadar mücadelemiz sürecek. Bu yüzden çok heyecanlıyım. Yerimde duramıyorum. Ben eylem için yaratılmışım. Siz bakmayın benim yaşıma. Bu gibi işlerin yaşla başla bir alakası yok tabi. Eylem ve başkaldırı benim ve benim gibilerin ruhunda var. Özel Başkan bu ateşi yeniden yaktı.
Odgurmuş: Yalnız sizleri anlamak mümkün değil. Siz ne için eylem yapıyor ne için yakıp yıkıyorsunuz, bütün bunların sebebi İBB başkanının diplomasının sahte çıkması mı yoksa İBB’deki yolsuzluklar ve bu yolsuzluklar nedeniyle soruşturma açılması mı? Ardından İBB başkanının yolsuzlukları, İBB bütçesinin kendi şahsi reklamlarında kullanılması ve yine kendi şirketlerine çeşitli meblağlar aktarılması, terör örgütü ile irtibatı ve terör örgütüne para aktarması değil mı? Nihayetinde diploması üniversite tarafından iptal edildi. Biz her türlü yolsuzluğun, rüşvetin, iltimasın, diploma yolsuzluğunun karşısındayız. Kim bu saydıklarımı yaparsa mutlaka hesabı sorulmalı. Bir başkasının hakkını bir başkası çarçur etmemeli.
Hal böyle iken siz neyin hesabını yapıyorsunuz? Neyin peşinde koşuyorsunuz? Hangi akla hizmet ediyorsunuz. Bir de üstelik Diploma sahteliğini, İBB yolsuzluklarını hiç dile getirmeden konuyu alakası olmayan mecralara çekip genç insanları sokaklara döküyorsunuz.
Monşer: Ne saçmalıyorsun sen. Bu dediklerinin hepsi hayal ürünü. Bu söylediklerinin hepsi düzmece. Biz halk için, hak ve hukuk mücadelesi veriyoruz. Ülke batıyor gidiyor, tek adam idaresi ile bir meçhule doğru gidiyoruz. Siz bunları görmüyor musunuz?
Odgurmuş: Hak hukuk mücadelesi sokaklara dökülerek mi, görevini yapmaktan başka bir suçu olmayan güvenlik güçlerinin üstüne balta ile saldırmak mı? polislerimizin üstüne asit dökmek mi? polislere taş-sopa ile saldırmak mı? hak aramak oluyor. Sizin derdiniz hak aramak, İmamoğlu’nu aklamak, müteahhitleri korumak kollamak değil sizinkisi fırsattan istifade düpedüz anarşi çıkartıp tıpkı Gezi kalkışmasında olduğu gibi ortalığı karıştırmak. Gezi olayları sırasında ne demişlerdi; “Siz hala anlamadınız mı konu birkaç ağaç değil” diye. Bugün de aynı durum, onu bunu bahane ederek karmaşa çıkartmak ve ülke ekonomisini çökertmek. Bu şekilde nereye varılır, ne gibi bir netice alınır pek olası bir fayda görünmüyor.
Kimse şunu hesap etmiyor, bu devlet çökerse, bu çatı yıkılırsa sen ben demeden her birimiz altında kalırız.
Monşer: Siz benim dediklerimi eleştiriyorsunuz ama sizin milliyetçi dediğiniz arkadaşlarınız da bizi destekliyor ve eylemlerimize katılıyorlar. Hatta yaptığımız ve büyük bir başarı ile gerçekleştirdiğimiz önseçimde İmamoğlu için oy kullanma yerlerinde çok uzun kuyruklar meydana getirerek oy kullandılar. Buna ne diyeceksiniz. Onlarda hak hukuk mücadelemize destek veriyorlar.
Odgurmuş: Galip Erdem Ağabey’in dediği bir söz var aktarayım “Türkiye’de bir çalanlar var bir de oynayanlar var. Oynayanlar çok coşkulu ve keyifli şekilde oynarlar, başkaları tarafından oynatıldıklarını kat’iyen bilmezler”. Şimdi o hesap saz başkasının elinde, zil başkasının elinde tokmak başkasının elinde, bunlara ne demeli keyifle eylemlere katılıp coşkuyla oynuyorlar. Adamlar önce yolsuzluk, usulsüzlük yapıyorlar, daha sonra da ne oluyorsa birbirlerini ihbar ediyor, onlarca sayfalar itiraflarda bulunuyorlar.
Hiç kimsenin meydanlarda toplanmasına ve herhangi bir konuda muhalefet etmesine fikirlerini doğruca açıklamasına bir şey demiyoruz. Elbette fikir hürriyeti var.
Biz burada İstanbul başta olmak üzere diğer illerde yapılan kanunsuz eylemlere, ortalığı karıştırmaya, kamu mallarına zarar vermeye oraya buraya hakaret etmeye hatta müesses nizamı kökünden sarsmaya yönelik davranış ve söylemlere karşı durmak gerektiğini söylüyoruz.
Bu arada milliyetçi olarak bilinenler de eğer CHP ile bölücülerle, Komünist partisi ile Dhkp-c ve bir sürü harflerden oluşan ama asla Türk milletinden yana olmayanlarla bir araya gelmeyi, kol kola yürümeyi, aynı gayeler için birlikte olmayı içlerine sindirebiliyorlarsa onlara da diyecek laf yok. Yeni durumları kendilerine hayırlı olsun.