
GEREKSİNİM OLARAK SEVGİ
Volkan Yaşar BERBER
Her ebeveyn ister ki çocuğum kendi ayakları üzerinde yaşamını idame ettirebilsin kimseye muhtaç olmasın.. Bu düşüncelerle yetiştirirken maddi her olanaklarımızı ayaklarına sererken aslen manevi olarak onu doyurabilmektemiyizdir. Çocuklar isterler ki ihtiyaçlarından daha çok onların sevgilerini gösterirken ruhlarına hitap etsinler. Bi mecburi çocuklarımızın ihtiyaçlarını bi şekilde gidereceğiz mühim olanı aslen onlara içten samimiyetimizi hissettirebiliyormuyuz ?.
Çocukluktan ergenliğe baktığımız zaman gelişim dönemlerinde fiziksel ve ruhsal olarak ciddi değişkenlikler görülür ki biz ebeveynler olarak bu farkındalıkların ihtiyaçlarını yeterince verebiliyormuyuz?. Sürekli kendimizle içten içe bu tarz sorularla meşgul olmalıyızdır. Çünkü yetiştirdiğimiz çocuklardan birer pırlanta mı yoksa azılı canavar mı çıkaracağız bunun sorumlusu biz olabiliriz.
Sevgimizi oldukça seviyeli ve sürekliliği olacak şekilde gösterebilirsek eğer toplumsal uyumluluğa motive olarak o çocuğun psikolojikmen daha faydalı olacaktır. Sevgi her kapının anahtarıdır. Gereksinim olarak sevginin ne kadar değerli olduğunu anlayabilmekle hem kendimize hem çevremize çok büyük bir iyilik edeceğizdir.
Etkileşim sürecinde sevgi’yi dinamik ve öğrenilen bir süreç olarak düşündüğümüzde, pozitif güç olarak hayatımızda önümüze her alanda çıkmaktadır. Bizleri yücelten, cesaretlendiren sevgi tohumlarının gelişimidir. Sevgisiz insan empatiksiz ve de çevresindekilere karşı agresif ve ego tarzı takınarak toplum içinde soyutlanmaktadırlar.
Sevgi eksikliğinden kaynaklı yaşam felsefesinden yoksunlaşıp kendi hayallerini gerçekleştiremedikleri gibi başkalarının hayallerine de köstek olmakla övünmektedirler. Bu maalesef insan da psiko sosyal rahatsızlıklara sebeb verdiği gibi kararlarında başkalarına bağımlı hale getirmektedir. Hayatla kendiyle barışık olmadıkları için, maalesef kendini gerçekleştirememektedirler.
Sevginin değerliliği kadar sevgisizliğin ne derece önemini kavrayabilmekte mühimdir çünkü sevgisizlikte birey, hem mutlu insanlara özendikleri gibi hem de onlardan nefret edebilmektedirler. Hased ve kıskançlıklarıyla ruhsal olarak çevrelerini de rahatsız edebilmektedirler ki bu sonu geri dönüşü olmayan vukulara uzanabilmektedir.
Kendimize her ebeveyn olarak sormalıyız. ‘’Çocuğumuzu yeterince sevgi dolu ortamda büyütebilmektemiyiz?’’ bunun cevabını dürüstçe verebiliyorsak bi başlangıç yapmışızdır. Ailenin bakış açısı, düşünceleri, davranışları derinden etkilemektedir çocukları.. Pozitif yaşam felsefesiyle ailemizi, evlatlarımıza sahip çıkarsak bizden sonraki kuşaklarda daha pozitif ve bilinçli yaşam felsefesine sahip çıkacaklardır.