
“ DÜNYA GÜNDEMİNDEKİ İSRAİL”
1
Bu yazı, epey bir süre önce vefat eden, sevgili mütefekkir dostum, kardeşim Ali Uğur’un 1983 yılında yukarıdaki başlıkla neşredilen, günümüze ışık tutan kitabının adıdır. Filistin’deki kardeşlerimizin acımasızca imha edildiği bu günlerde Uğur’un kitabından alımlar yapmayı vicdani bir borç bildim: Ahmet B.KARABACAK
“ESERİ TAKDİM
1982 yılının son aylarında Millî Gazete’de neşrine başladığımız Dünya Gündemindeki İsrail ve Yahudi Meselesi adlı tefrikamız gazete okuyucularının büyük ilgisi ile karşılanmış ve kitaplaştırılması istenmişti.
Biz ise konuyu daha geniş bir boyut içerisinde ele alarak hacimli bir kitap hazırlamayı düşünüyorduk. Ancak bu çok zaman alacağı için tefrikamızı yeniden gözden geçirip acil talebi karşılamayı düşündük.
Esasen kitabımız (dikkatle okunduğu takdirde) İsrail ve Yahudi meselesinin özü hakkında kâfi derecede malûmatı ve ipuçları havidir. Ali Uğur Nisan 1983 İstanbul
“ÖNSÖZ
Dünyanın gözü önünde yaptığı BEYRUT KATLİÂMI ile İsrail, Dünya gündeminin ilk sırasını resmen ve alenen işgal etmiştir. Esasen bu gündemin ilk maddesi olduğunu bilen Yahudi, bu gerçeği uzun zaman gizlemekte kendisi için fayda görmüş ve neticede başarılı olmuştur. Yeteri kadar güçlü olduğuna kanaat getirdiği anda da menhus çehresini milletlere tanıtmakta bir beis görmemiştir. Önceleri mazlum pozunda insanlığın merhametini celbetmeğe çalışan bu kavim; bugün zalim çehresiyle insanlığı sindirme sevdasındadır. Yahudi şimdi bütün dünyaya meydan okuma zamanının geldiği kanaatindedir. Bu durum ise başta İslâm Âlemi olmak üzere insanlık için bir teyakkuz alarmıdır.
Kadın – erkek, genç-ihtiyar, çoluk-çocuk, hasta-yaralı demeden ve Müslüman ya da Hristiyan diye bir ayırım yapmadan Beyrut’ta Filistinlileri vahşi hayvanları dahi utandıracak bir canavarlıkla boğazlayan Yahudilik, ister istemez bütün dünyanın dikkatlerini kendi üzerinde toplamıştır.
Bu hadise ile İsrail, körlere bile kendisini göstermiştir.
Gerçi dünya olaylarının seyrini takip edebilen bir avuç vatansever ilim, sanat ve devlet adamı ısrarla perde arkasına dikkat çekmek istemişlerse de, gayretleri karanlıkta göz kırpmadan öteye geçememiş, çığlıkları dünyanın akışını durdurmaya yetmemiştir. Kitabımızda zaman zaman mücadelelerine temas edeceğimiz çeşitli milletlere mensup bu mümtaz şahsiyetlerin birçoğu ya sehpalarda can vermiş, ya da suîkastlara uğramış, ya yoğun bir propaganda bombardımanı karşısında gözden düşürülmüş, ya da unutturulmuşlardır. Hapislik ve sürgünlük ise onların hayatlarının ayrılmaz birer parçası olmuştur.
Siyonizm, dünya tarihinin fevkalade girift ve çözülmesi en zor problemlerinden birisidir. Bu nifak kaynağının mahiyetinin yüzyıllar boyunca anlaşılamamasının en önemli sebebi Yahudi denen varlığın gerçek özellikleriyle tespit edilmemiş olmasıdır. Mesele ile uzaktan yakından ilgilenen çeşitli milletlere ve mesleklere mensup gayr-ı Yahudilerin başarısızlıklarını bir ölçüde tabii karşılamak gerekir. Çünkü Yahudi olmayan için Yahudi’yi tanımak çok güçtür. Çünkü Yahudiliğin, bütün diğer insanlardan ve milletlerden farklı bir mantığa ve vicdan ölçüsüne sahip olduklarını anlamak ve kabul edebilmek gerçekten zor ve uzun iştir. Ve bu sebeple Siyonizm’le mücadele etmede samimi ve kararlı görülen bu insanlar, Yahudiliğin tabii ve ideolojik vasıflarını iyi tesbit edemedikleri ve bu zeminden işe başlamadıkları için mücadeleleri romantik ve ütopik bir seviyeden öteye gidememiştir. Edebilenler (Öncelikle Sultan II. Abdülhamit ve bazı dünya devlet adamları) mücadelelerinde bütün dünyayı karşılarında bulmuşlar ve gelecek nesillere sadece kullanabilecekleri bazı tecrübeleri miras bırakabilmişlerdir.
BEYRUT katliamı karşısında geçirilen şok yahudiyi tanıyamamış olmaktan mütevellit bir şoktur. Temennimiz bu şokun akabinde bu şeytani güçle yapılacak topyekün ve her sahadaki mücadelenin en doğru ölçülerin rehberliğinde yapılmasıdır. Bu doğru ölçüler de; KUR’AN NASLARI, YAHUDİ İDEOLOJİSİNİN ÖZ KAYNAKLARI VE TARİHİN YENİDEN VE DOĞRU OLARAK YORUMUNDAN ÇIKARILACAK PRENSİPLERDİR.
Biz kitabımızda Yahudi meselesinin vaz’ı ve ortaya konuluş tarzı yanında, çözüm yolları için de ipuçları vermeğe çalışacağız.
Bu devasa meselenin kökünden halledilmesine yönelen programların yapılması; bilgili ve dürüst ve inançlı beynelmilel kadroların ve devletlerin görevidir. Çünkü Yahudilik insanlığın düşmanıdır ve bugünkü İsrail’den ibaret değildir. Yahudilik beynelmileldir ve bütün insanlığı ilgilendirmektedir.
Siyonizm ve İsrail’le yapılacak mücadeleye bir nebze olsun katkıda bulunabilmek bizim için büyük bir kazanç ve ve bahtiyarlık vesilesidir.
Derme çatma göçmen evlerinde, dünyaya gözlerini açtığından beri gülmeyen Filistinli masum yavrularımız, bu küçük kardeşlerimiz başta olmak üzere topluca ebediyete intikal eden ve şimdi toplu mezarlarda topluca yatan mazlum Filistinli Şehitler! İnanıyoruz ki kemiklerinizdeki sızı intikamınızın alındığı gün dinecektir. Ve bu intikam mutlaka alınacaktır. Çünkü BEŞERİYETİN KANSERİ olan bu unsur bir gün Müslümanlığın önderliğinde mağlûp edilecektir. Kur’an-ı Azimüşşan ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)in bu mevzudaki beyanları açıktır. Gayret bizden, zafer Allah’tandır. A. U.”