
“Bir Hac Yolculuğunun Günlükleri”
Ahmet B.Karabacak
Yaz aylarını geçirdiğim memleketimdeyken telefona bir mesaj düştü: Sevgili kadim dostum Fethi Erhan, rahmetli babası Abbas Hilmi Erhan’ın Hac’da tuttuğu günlükleri kitap haline getirip bastırdıklarını; bana da göndermek istediği bilgisini verdi…
Önce Fethi Erhan’dan bahsetmeliyim: 1961 ve sonraki yıllarda Türkiye’de Sovyetler destekli komünistler her sahada olduğu gibi, basın ve sanat dünyasını da işgal etmeğe başlamışlardı. O günkü C.H.P. bunların hamiliğini yapıyor, halkın desteğini alan sözde sağcı partiler bu duruma aval aval bakıyorlardı. Biz o günlerin gençliği olarak buna dayanamıyorduk. Toplandık, benim sahipliğini yapacağım bir edebiyat- sanat dergisi çıkarmaya karar verdik. ZEREN adını verdiğimiz dergide elimizden geldiği kadar o sahada da gençlik arasında Türk Milliyetçiliğini ve İslâmı gündemde tutmağa gayret ettik. Hiçbir siyasî parti ile temasımız olmuyordu. O yıllarda liseler arası münazaralar yapılıyordu. İlâhiyat fakültesinde okuyan Ahmet Semiz adlı arkadaşım bu işi organize ediyordu ve bu derneğin başkanı idi. Bu münazaralara beni de jüri üyesi olarak kaydetmiş. Zaman zaman toplantılar yaparken, o sırada Hindistan’dan sürgünden gelen Türkeş’den de konuşuluyordu. Türkeş, o günkü adı CKMP olan partiye genel başkan olmuştu. Nasıl biri olduğunu, tam olarak bilenimiz yoktu. Bilgimiz 1944 yıllarında C:H:P: iktidarından zulûm gördüğü, aklanarak kurmay albay olarak 1960 yılında ihtilâle karıştığı, sonra beraber olduğu arkadaşları tarafından Hindistan’a sürüldüğüydü. Kim olduğunu hatırlamıyorum; içimizden biri itimat edilir Edebiyat tarihçisi Nihat Sami Banarlı’ya Türkeş’i soralım dedi. Banarlı’ya gittik, güvenilir biri mi diye sorduk. Banarlı hiç tereddüt etmeden, güvenebileceğimizi, yardımcı olmamız gerektiğini söyledi. Topluca o günkü İstanbul il başkanlığı binasına gittik. Önümüzde 1965 seçimleri vardı. Orada, Gençlik kolu başkanı olduğunu öğrendiğimiz Fethi Erhan ve genel sekreter olarak görevlendirilmiş, Almanya’dan yeni gelmiş, ileriki yıllarda profesör olan rahmetli Kâmil Turan ile tanıştık…

Fethi Erhan’ın lâkabı (Sarı Fethi) idi. Ailesi Fatih döneminde Karaman’dan oraların Türkleşmesi için Saraybosna’ya yerleştirilmiş. (Tanıtacağım kitapta aile seceresi var) Balkanlar kaybedilince ailecek anavatana göç etmişler. Kendisiyle tanıştığımda henüz kimya fakültesinde okuyordu. O ise, yanılmıyorsam İstanbul’ da partinin gençlik kolu başkanı, Ayrıca bütün sağ cenahın gençlerinin toplandığı M.T.T. BİRLİĞİNDE görevli idi. 1965 seçimlerinde fazla olmasa da eşe dosta o günkü partiye oy verilmesini tavsiye ediyorduk. Biz acemi particiler büyük bir oy alınacağına inanıyorduk. Seçim bizim için tam bir hüsran oldu. Yalnızca Türkeş milletvekili seçilebildi. Ben, moral bozukluğundan partiye uzun süre gitmedim. Sonra birkaç kişi ile bir uğrayalım dedik. Orada Fethi, hiçbir şey olmamış gibi bize, ”siz neredesiniz” diye bağırmağa başladı. O nöbete devam ediyormuş. Yaşı benden küçüktür, ama particilikte ve cemiyetçilikte, itiraf edeyim, daha tecrübelidir.
***
Kitabın arka kapağında Abbas Hilmi Erhan’ın tanıtımı ve HAC yolculuğu teferruatlı olarak anlatılmış. Onu buraya almak istiyorum:
“Asıl mesleği astsubaylık olana Abbas Hilmi Erhan 1900 yılında Saraybosna da doğmuş, 1983 yılında İstanbul’ da vefat etmiş. 1970 yılında 25 Ocak-2 Mart tarihleri arasında karayoluyla gerçekleştirdiği hac yolculuğunu iki deftere eski yazı ile gün gün kaydetmiş. Tahsil yıllarından itibaren askeri disiplinden olacak ki bazen saatleriyle birlikte, yer ve mekân adlarını, camiler başta olmak üzere mabetleri, hac ibadetinin bütün anlarını, ziyaretgâhları, kendisi başta olmak üzere hacıların halet-i ruhiyelerini, etrafta gördüğü kurumları ,kişileri, eşyaları, yiyecekleri, insanları, hac arkadaşlarını, yolda, sokakta, dışarıda ve tabiatta gördüklerini, her kademede yetkililerin davranışlarını, esnafı, satın aldığı, yiyip içtiği şeylerin fiyatlarını… tek tek kaydetmiş.

Bu özellikleri itibariyle kitap çok kıymetli ve bazı bakımlardan istisnai bir Hac Günlüğü sayılır. Mütedeyyin Türk halkının hac ibadetine olan düşkünlüğü ile kutsal mekânlara, Hz. Peygamber Efendimize dair samimi ve derin hissiyatı ve bağlılığı da günlüklerin tamamına sinmiş vaziyettedir. Karayolu ile hac yolculuğu yapmanın neredeyse imkânsız hale geldiği günümüzde daha da kıymetli bu günlükler.”
Çocuklarının vefasıyla kitap haline gelen bu günlükler, Abbas Hilmi Erhan’ın ikinci kitabı. (1942-1951) yılları arasında gittiği selâtin camilerinde dinlediği vaazları eski harflerle kaleme alarak düzenli notlar tutmuş. Lâtin harflerine çevrilerek ”Bir Askerin Kaleminden İstanbul Camilerinden Vaaz Notları” adıyla Ülke yayınları arasında kitap haline getirilmiş.
Muhterem dostum “Sarı Fethi” ye beni rahmetli babasının bu kitabıyla buluşturduğu için minnettarım. Bir defa Hac, iki defa Umre ibadeti için gittiğim mukaddes topraklarda ben muhterem Abbas Hilmi Erhan kadar dikkatli olamamışım demek ki. Bana o güzel günleri yaşattı. Sanıyorum bunun sebebi bu ziyaretlerimin uçakla olması. Emeği geçenlere hayırlı uzun ömürler, inanarak yalancı dünyaya veda edenlere rahmetler diliyorum…
_________________________
İsteme adresi:
Dergâh Yayınları
Üsküdar İstanbul
Tel: 0216 391 63 91 -93