
“HER DEM YENİDEN DOĞARIZ”
Mehmet Nuri Yardım
Asrın felaketi büyük depremin yaraları sarılıyor. İki haftadır Türkiye’de muazzam bir yardım seferberliği ve dayanışma yaşanıyor.
Hepimiz iki haftadır millet olarak acılar yaşadık, yaşıyoruz. Elbette bu afet, bizim için bir imtihan. Birçok ülkeden daha geniş bir alanda çok şiddetli iki sarsıntı oldu. ‘Dünya tarihinin en müessir depremlerinden biri’ olan ve asrımızın en şiddetli zelzelesi kabul edilen bu felakete rağmen Türkiye, sapasağlam ayakta! Olağanüstü bir diriliş, direniş ve dayanışma yaşanıyor. Tıpkı 15 Temmuz’da ve korona salgın sürecinde olduğu gibi. Bu zorluğun da üstesinden geleceğiz inşallah. Kutlu alın teri ve mübarek gözyaşlarının yeşerttiği güzelim sevgi, merhamet ve şefkat çiçekleri, vatan sathında yine açıyor. Devlet ve millet işbirliğinin şahikasına erişiliyor. 85 milyon insanımız ruhu, canı, aklı, vicdanı ve yüreğiyle kenetlenmiş hâlde bölge insanlarımıza yardım yolluyor.
Peygamber Efendimizin buyruğuna göre enkaz altında kalıp ölenler şehittir. Yaklaşık 40 bin şehidimiz var. Yaralılarımız ihtimamla tedavi ediliyor. Kerim Devletimiz bütün gücüyle depremden etkilenen 11 ilimizin her köşesinde. Şehirde, ilçede, kasabada, köyde. Gazetecilerimiz bölgeyi karış karış geziyor, haberleriyle toplumu aydınlatıyorlar. Pek çok televizyonda bölgedeki göz yaşartıcı yardımlaşma ve dayanışma örnekleri gösteriliyor. Doğrusu meslektaşlarımızla iftihar ettim. İki haftadır bölgede, zor şartlarda görevlerini en iyi şekilde ifa ediyorlar. Badirenin atlatılmasında destek ve uyarılarıyla hepimizi bilgilendiren gazetecilerimiz, yüz ağartan çalışmalarıyla göz dolduruyor.
Can kayıplarımız çok fazla. İçimiz yanıyor. Bölgede asırlardır ayakta duran birçok tarihî eserimiz de hasar gördü. 11 şehrimizde camiler, çeşmeler, köprüler, medreseler, türbeler ve diğer tarihî yapılar ya yıkıldı, ya da hasar gördü. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy yaptığı açıklamada, bu illerimizdeki bütün tarihî yapıların gözden geçirileceğini, zarar gören yapıların restorasyonuna hemen başlanacağını, bunun için gereken bütçenin ayrıldığını söyledi. Bu hassasiyet, kültür sanat dünyasını şüphesiz çok sevindirdi.
SANAT DÜNYASINDA HÜZÜN
Depremde bazı yazarların enkaz altında kalması ve hayata veda etmesi edebiyat, kültür ve sanat dünyasında hüzünlere yol açtı. Yenisöz gazetemizin kıymetli yazarı Ahmet Doğan İlbey Kahramanmaraş’ta enkaz altında kalarak şehadet şerbetini içti. Bu şehrimizin değerli simalarından Yaşar Alparslan Hoca da ebedî yolculuğa çıkanlar arasındaydı. Ve hikâyeci Recep Şükrü Güngör de hepimizi kederde bırakarak büyük davete icabet etti. Yazar Hacı Bayram Samsa ise eşiyle birlikte ecel şerbetini içti. Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma Hocamızın amcaoğlu Remzi Sırma da Hakkın rahmetine kavuştu. Şair yazar dostum Hüseyin Akın ise yeğenini ve ailesini yitirdi. Sosyal medya hesabında üç gün önce şu paylaşımı yaptı: “Afad ekipleri 10 gün sonra Emir’imizin, Ali Emir’imizin, Erva Nehir’imizin ve Nur’umuzun cansız bedenlerini Ronesans Rezidans enkazından çıkardılar. Ekipler anne babayı çocuklarının üzerine kenetlenmiş halde buldular. Bu deprem bölgesinde insanlar beterin beteriyle teselli buluyor. Allah kimseye böyle acılar yaşatmasın.” Yazar Mehmet Ali Bulut’un Gaziantep’teki 20 akrabası da mukadder olan şehadete erişti. Bu hadise üzerine Üsküdar’da gerçekleşen taziye programına katılım yüksek oldu. Okuyucuları Bulut’a başsağlığında bulundular. Hikâyeci yazar Ali Şanverdi, Osmaniye’de şehit olanlar arasındaydı. Ahmet Köseoğlu, yeğeninin evladını cennete uğurladı. Ercan Kozanoğlu, Yalçın Çetin ve Oğuz Paköz vefat eden yazarlardan. Gaziantep’te yaşayan yazarlar Necmeddin Şahiner ve Burhan Bozgeyik’i aradım. Her iki yazarımız ve aileleri iyi, ancak üzüntüleri büyüktü. Şanlıurfalı dostum, meslektaşım, gazetemizin yazarı Eyyüp Azlal, köşesinde yaşadığı afeti anlattı. “Peygamberler Şehri”mizde yaşayan bir başka yazarımız Abdülkadir İkbal ağabeyimizdi. Şükür o da iyi. Birecik’te ikamet eden yazar dostum Mehmet Nuri Bingöl’ü ve yeğenlerimi aramıştım. Hadiseden hâliyle sarsılmışlardı. Yazarımız Prof. Dr. Sefa Saygılı ve Prof. Dr. Ümit Meriç’in bazı yakınları Hatay’da rahmet-i Rahmana kavuştu. Arayıp taziyede bulundum. Kahramanmaraş’ta birçok akrabasını, komşusunu, hemşehrisini kaybeden Vehbi Vakkasoğlu, Ahmet Maraşlı, Mehmet Köşker ve Duran Boz da büyük hüzün yaşayan yazarlarımız arasında. Dostum Sadık Yalsızuçanlar’ın kuzenleri Malatya’da depremde enkaz altında kalıp Rablerine kavuştu. Aynı şehirde yaşayan yazar kardeşimiz Erol Afşin binalarının hasar görmesi üzerine İstanbul’a geldi. Diyarbakır’da oturan yeğenim İbrahim Yardım, ailesiyle birlikte geçici olarak başka bir mekânda kalmak zorunda kaldı. Kuruluş Osman dizisinin oyuncusu Çağdaş Çankaya ve eşi Zilan Tigris de vadelerini tamamladı.
KAHRAMAN ÇOCUKLAR
Depremde çocuklarımız, büyük sınavdan geçtiler. Enkaz altında günlerce kaldılar, sabırla kurtarılmayı beklediler. Hâliyle korktular, yaralandılar ama asla pes etmediler. Zira onlar geleceğin kahramanlarıydı. Bir arkadaştan gelen şu paylaşım çok manidardı. Çocuk kahramanlarımız, o satırlarda şöyle anlatılıyordu: “55 saat avucunu sıkmadan, uyumadan muhabbet kuşunu tutan çocuktan güveni, 88 saat sonra ‘Önce kedimi kurtarın.’ diyen çocuktan adaleti, 90 saat sonra enkazdan çıkan çocuğa uzatılan suyu ‘Daha muayene olmadım.’ diye içmemesinden bilimi, 78 saat sonra enkazın altında kalan çocuğun ‘Çıkamam, çıkarsam babam sıkışır.’ sözünden merhameti, 61 saat sonra çıkarılan çocuğun ‘Annemin sesi kesildi. Önce ona bakın.’ demesinden vicdanı öğrenmeli insan. Çocuklardan alacağımız çok ders var.” Bu kahraman çocuklar bizim. Gıda, giysi ve barınma ihtiyaçları karşılanıyor. Bu arada Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ile Uluslararası Çocuk Yayıncıları Derneği, deprem bölgesindeki çocuklarla, geçici barınma merkezlerine gönderilen çocukların ihtiyaçlarını karşılamak üzere “Kitap Destek Kampanyası” başlattı. Kampanyanın ilgi görmesini ümit ediyorum.
HALKIMIZDA DAYANIŞMA
Halkımız büyük bir dayanışma içinde. Derin acısını içine gömdü ama moralini bozmadı. Zira maneviyatı sağlam. Bunu televizyon ekranlarında yapılan röportajlarda görebiliyoruz. Yurdumuzun dört bir yanından vatandaşlar, afet bölgesine koşup gidiyor. Arabalarına gıda, giyim ihtiyaçlarını dolduran hayır sahipleri, bölgedeki insanlara teselli ve şifa oluyor. Vakıf ve dernekler, iki haftadır seferber. Başta AFAD ve Kızılay olmak üzere resmî kurumlar göz dolduran başarılara imza atıyorlar. Bütün bu millî seferberlikte bazı ucuz ve kifayetsiz politikacılar, kimi samimiyetsiz parti genel başkanları, bu millî matemi dahi kullandılar. Utanmadan, sıkılmadan saldırgan muhalefet yapmaya, yalan söylemeye kalkıştılar ve halktan büyük tepki gördüler. Bölgede iki kesime karşı nefret hissi uyandı: Biri yağmacılar, diğerleri yalancılardı. İrfan sahibi olan basiretli halkımız, ağırbaşlılığı, metaneti ve tevekkülüyle bu şaşkınlara iltifat etmedi, reddetti. Devletine olan büyük güvenini bir kez daha gösterdi. “Bu afet Allah’tan. sabırla karşılıyoruz. Devletimiz, ilk günden itibaren yanı başımızdaydı. Allah Cumhurbaşkanı’mızdan razı olsun. Rabbim Devletimize, milletimize zeval vermesin.” diye dua ettiler. Böylece bozguncu bazı politikacılar ile istismarcı PKK, FETÖ gibi ihanet örgütleri hüsrana uğradı.
TÜRKİYE TEK YÜREK
Her gün nefesimizi tutuyor, haberleri dinliyoruz. Âdeta ekranlara kilitlendik. Acıyı ta yüreğimizde hissettik. Bazen kedere boğulduk, bazen de ümide kapıldık. ‘Hayat koridorları’ oluşturulurken sevincimiz katlandı. Tam bu esnada Türkiye’nin en çok izlenen televizyonları, yardım için ortak yayında bir araya geldi. Halkımızın ve iş dünyasının ‘yardım kampanyası’na ilgisi çok büyük oldu. Çocuklarımız depremzedeler için kumbaralarını kırıp harçlıklarını kardeşlerine yolladı. Türkiye, tek yürek olduğunu dosta düşmana gösterdi. Şimdi yaralarımızı sarma zamanı. Asrın felaketinde vefat eden şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara şifa diliyorum. Biz aziz bir millet, yüce bir devlet ve şanlı bir ümmetiz. Allah birliğimizi, dirliğimizi daim eylesin. Şu anlamlı sahne ile yazımı sonlandırıyorum. Deprem bölgesinde arama kurtarma ekibinde çalışan bir kahramana, gazeteci sorar: “Bu tehlikeli alanda çalışırken canını düşünmüyor musun?” Anında verilen cevap muhteşemdir: “Canım Türkiye’dir.” Başlığımızı bir ilahisinden emanet aldığımız hakikatli şair, büyük derviş Yûnus Emre, bakın yedi asır sonra biz sevenlerine ve kardeşlerine nasıl sesleniyor ve kutlu müjde veriyor: “Her dem yeniden doğarız/Bizden kim usanası”.
(Milat Gazetesi, 19 Şubat 2023)
APARTMANLARIN GİRİŞLERİNDEKİ KOLONLARA DİKKAT!
Artık toplumun büyük çoğunluğu apartmanlarda yaşıyor. Şüphesiz bir semte ve apartmana yerleşirken oranın depreme dayanıklı olup olmadığını araştırmak zorundayız. Yerleştik diyelim, bu sefer de apartmana zarar verecek faaliyetlere izin verilmemeli. Apartmanların büyük çoğunluğunun giriş katlarında işyerleri var. Bu dükkânları kullanan bazı kişiler, bazen tamahkârlık edip mekânını biraz daha genişletmek adına apartmanı ayakta tutan kolonları insafsızca ve akılsızca kesebiliyor. Bu aslında kasıtlı bir cinayet! Buna dikkat edilmeli! Apartman sakinleri, teyakkuz hâlinde olmalı. Sonuçta apartmanda oturan onlarca insanın hayatı söz konusu. Ben oturduğum apartmanın girişindeki işyerine baktım. Kolonlar sağlam duruyor. Ama bu kontrolü hepimizin yapması gerek. Unutmayalım ki, 99 Depremi’nde Avcılar’daki büyük yıkımın sebeplerinden birisi de, apartman girişlerindeki iş yerlerinde bulunan kolonların kesilmesiydi. 6 Şubat 2023 Depremi’nde de benzer gerçekler var. Hepimize düşen görev, oturduğumuz apartmanı koruyup kollamak ve gereğini yapmak. Şüphesiz belediyeler de kolonu kesilen apartmana müdahale etmek ve gerekenleri yapmak mecburiyetinde. Elbirliğiyle inşallah “Önce tedbir, sonra tevekkül.” diyeceğiz. Devlet de, vatandaş da üzerlerine düşen görevi yerine getirecek. Başka yolumuz da, çaremiz de yok! (M.N.Y. 19 Şubat 2023 Pazar)
YATAY MİMARİYE DÖNÜŞ ŞART: 3 KAT YETERLİ!
Gece gündüz deprem bölgesinden haberler dinliyoruz. Üzücü haberler çok ama sevindirici olanları da var. Mesela Hatay’ın Erzin ilçesi, depremde pek hasar görmedi. Bu durumu, bölge halkı şöyle açıkladı: “İlçede apartmanların az katlı olması yıkımı önledi. Belediye bu konuda çok hassas davranıyor.” Darısı, diğer bütün ilçelerimizin, illerimizin başına… Erzin’deki bu örnek davranış, bütün Türkiye’nin her yerinde yaygınlaştırılmalı. Bilhassa deprem bölgesinde yeni yapılacak binalar, kesinlikle üç kattan fazla olmamalı. Deprem beklenen şehirlerde de öyle. Artık hırslarımızdan arınıp akıllıca hareket etmek ve toprağa yakın olmak zorundayız. Aksi takdirde birçok şehirde yükseltilen gökdelenler, Allah korusun istenmeyen hadiselere ve acı ölümlere sebep olabilir. Bunu hiç unutmayalım…
(M.N.Y. 19 Şubat 2023 Pazar)