
YIKILASIN SREBRENİTSA
Fatihalarla…
Asena Kınacı Moral
Yugoslavya’nın çöküşüyle birlikte 1992 yılında Sırplar -çöken-dağılan Yugoslavya topraklarında- Müslüman Boşnaklar üzerinde etnik temizlik- soykırım- başlattılar. Binlerce Boşnak öldürüldü, binlercesine işkence edildi. Sırplar tarafından Boşnak kadınlara tecavüz edildi. 1995 yılına gelindiğinde Birleşmiş Milletler Barış Gücü bu toprakları kontrolü altına almayı başarmıştı. Srebrenitsa, Birleşmiş Milletler Barış Gücü kuvvetlerince güvenli bölge olarak kabul edilmişti. 11 Temmuz 1995’te doğal bir toplama kampına dönüşen Srebrenitsa’da Müslümanlar silahsızdı. Hollanda Barış Gücü komutanı Thom Karremans kendisine emanet edilen yirmi beş bin Müslüman’ı etnik temizlikte usta Sırpların insafına bıraktı. Hollandalı Barış Gücü kuvvetleri ile Sırpların gizli, kinli ve kirli ittifakları ile 8532 silahsız ve masum sivil insan- Müslüman öldürüldü. Hollanda yıllar sonra bu konuda sorumluluğundan dolayı sadece “derin özürlerini” bildirmekle yetindi. Lahey, 11 Temmuz-22 Temmuz Srebrenitsa’da yaşananları soykırım olarak kabul etse de Sırbistan’ı konu ile ilgili sorumlu tutmaktan imtina etti.
O gün Srebrenitsa’da Hava’nın babası, Emina’nın abisi, Zeynep’in dayısı, Leyla’nın amcası sadece Müslüman ve Boşnak oldukları için öldürüldüler. Bu masum insanlar Sırplar tarafından ağır silahlar ile katledilerek toplu mezarlara gömüldüler. Katledilenler için yapılacak hiçbir şey kalmamıştı. Yaşam hakları ellerinden alınmıştı. Katledilenlerin yakınları ise kaybolmuş yakınlarının akıbetini gerçek anlamda hiçbir zaman öğrenemeyecekti. O günlerde hayatta kalanlar için umutsuz bir geleceğin başlangıcıydı. O gün onlar çok çaresizdi. O gün orada öldürülenler de öldürülenlerin yakınları da ne kadar çaresizse tüm insanlık da olayları sadece seyredenler olarak o kadar çaresizdi.
11 Temmuz 1995 yılında Sırplar tarafından Barış Gücü’nün gözleri önünde Boşnak erkeklerin hepsi öldürülerek bir soykırım uygulandı. O masum insanların başına ne geldiği tam olarak bilinemedi. Sadece bir kötülüğe uğradıkları, öldükleri, öldürüldükleri tahmin edildi, hayal edildi. Bu gerçekti…. Ama onların başlarına ne geldiği -katillerinin haricinde- hiç bilinemedi. Onlar Sırplar’ın onları götürdüğü ormanlık, dağlık, çamlık alanlarda en son ne yaptılar? ne söylediler? Tanrıya nasıl yalvardılar, neyi dilediler? En çok kimi özlediler? Ya da neyi söyleyemediler… Ahhhhh… Bilinmez…. Kocaman derin, karanlık bir çukur….Öldürülen Boşnaklar ile birlikte tüm insanlığı da içine çeken derin, karanlık bir çukur… O gün 11 Temmuz’da Sırplar tarafından Müslüman Boşnaklar için kazılan derin, karanlık çukurlara, o toplu mezarlara sadece Boşnaklar değil insanlık gömüldü. Sırpların insanlığı gömdüğü toplu mezarlardan yirmi yedi yıldır sesler geldi, sözler geldi. Önce ellisinin sonra yetmişinin, doksanının…yeri bulundu, belirlendi, toplu mezarları kazıldı… Sırplar tarafından katledilen masumların yaşama hakkı zorla elinden alınmış da olsa huzur içinde topraklarında uyumaları için şehitliklerine defnedildi. Bu canlar elli, yetmiş, doksan ve …sekiz bin oldu. Kimlikleri bilinmeyenler, adları unutulanlar, özlenenler, beklenenler, arananlar ve kemikleri bile bulunamayanlar…ile 8532 can…
11 Temmuz 1995…Srebrenitsa…. Sırplar Müslümanları katletti. İnsanlık için Srebrenitsa, büyük hangarlarda sıralanmış sayısız meçhul yeşil tabutun adıdır artık. Srebrenitsa kan ve gözyaşının adıdır. İnsanlığın öldürüldüğü şehrin adıdır Srebrenitza… Srebrenitsa bütün insanlığın öldürüldüğü ve bütün insanlığın insanlığın öldürülüşünü izlediği şehirdir. Yıkılasın Srebrenitsa…