
HASAN TAHSİN
(1888 Selanik-15 Mayıs 1919 İzmir)
“Ilk kurşun kimse demedi ki tek kurşun”
Zafer İşleyen İlk Kurşun Marşı
14 Mayıs 1919’da Izmir ‘in işgal edileceği haberleri ve söylentileri hem İzmir’de hem de Anadolu’da yayıldı. Hasan Tahsin’in de içerisinde bulunduğu kalabalık bir ahali işgale karşı direnmenin gerektiğini savunan düşünce ile Maşatlık’ta toplanmışlardı. O gün Maşatlı mitingi için İzmirli vatanseverlerin hazırladığı bildiri ile Türk milletine kutlu bir çağrı vardı. “Ey bedbaht Türk!.. Yunan hâkimiyetini kabule taraftar mısın? Artık kendini göster. Tekmil kardeşlerin Maşatlık Meydanındadır. Oraya yüz binlerle toplan. Orada zengin, yoksul, bilgin, cahil yok. Fakat Yunan egemenliğini istemeyen bir mutlak çoğunluk var. Geri kalma! Binler, yüz binlerle Maşatlık’a koş. Ve Millî Kurul’un buyruğuna uy.”Maşatlık Mitingi’nde Müftü Rahmetullaf Efendi, Ahenk yazarı Şevki Bey, Vasıf Bey ve Mustafa Necati konuşma yaptılar. O toplantıda o zamanın Belediye Başkanı olan Hacı Hasan Paşa da Maşatlık meydanında toplanan kalabalık guruba işgale karşı direniş gösterilmesi yönünde etkileyici bir konuşma yaptı. Belediye Başkanının yanı sıra topluluğa hitap eden bir diğer önemli isim de Hukuk-u Beşer gazetesinin başyazarı olan Hasan Tahsin’di. Mitingin ana amacı işgale karşı direniş ve konuşmaların ana konusu işgali engellemekti.
Aynı gün İzmir’de olduğu gibi Anadolu’nun dört yanında da Sadaret Makamı’na, İzmir işgalinin kaldırılması yolunda girişimlerde bulunulması için binlerce telgraf çekilmişti. İzmir’in işgaline karşı Türk milletinin işgale karşı duruşu, örgütlenmesi çekilen bu telgrafların sözcüklerinde gizliydi. Türk milleti Türk topraklarına yâd ayağı bastırmak istemiyordu. Bu mitingle ve telgraflarla Türk milleti işgali asla kabul etmiyor ve vatanı çiğneyen düşman ayağının her Türk’ün namusunu çiğneyeceği vurgulanıyordu. Maşatlı mitingindeki haykırış ve Sadaret Makamına çekilen telgraflardaki özgürlük isteği son nefese son damla kana kadar düşmana karşı mücadele etmek töresinin Türk’ün kanında, canında, huyunda olduğunu vurguluyordu.
Osmanlı Hükümeti’nin, işgal “sadece söylenti” dediği ve işgalin olacağını kabul etmediği bu söylenti 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’e Efzun Alayını çıkarması ile gerçek oldu. İzmirli Rumlar 13 Mayıs günü Yunan Ordusu’nun İzmir’i işgal edeceği haberini almışlardı. 15 Mayıs günü de onlar için beklenen olmuştu. Bu nedenle Yunanlıların İzmir’e girişini yerli Rumlar bayram havasında karşıladılar. Büyük Türk milleti İzmir’in işgaliyle bağımsızlığına düşen gölgeyi, tarihine sürülecek lekeyi kabul edememekte ve “İşgal olamaz” demekteyken İzmir’de yaşayan Rumlar 15 Mayıs 1919 sabahı İzmir’e çıkarma yapan Yunan ordusunu ellerinde çiçekler ile türlü nümayişler ve sevinç gösterileri ile karşılıyorlardı.
15 Mayıs 1919’da İzmir’de asıl adı Osman Nevres olan ve Hasan Tahsin ismiyle Hukuki Beşer Gazetesi’nde yazılar yazan Selanik 1988 doğumlu yağız kahraman Türk Efesi de İzmir’e Yunan ayağının basmasını hazmedemeyenlerdendi. Efzun Alayı Kordon boyunca ilerlerken kalabalığın içinden ileriye fırlayan Hasan Tahsin elindeki revolver ile kurşun sıkmaya başladı. Efzun Alayı’nın sancaktarını vurdu. Böyle bir direniş beklemeyen Yunan Alayı da bu mukavemet karşısında ilk anda şaşırsa da Hasan Tahsin’e karşı ateş açtı. Yunan askerleri tarafından açılan bu ateş sırasında vurulan Hasan Tahsin yalnız kurşunların hedefi olmakla değil süngü darbeleri ile Yunanlılar tarafından şehit edildi. Hasan Tahsin’in Yunan askerlerine sıktığı ilk kurşun, Türk milletinin Milli Mücadele yolunda sıktığı ilk kurşun olarak örnek teşkil etti, tarihe geçti. Türk milletinin düşmana karşı onurlu direnişinin sembolü oldu. Tüm Batı Anadolu ve düşman işgalinin yaşandığı diğer illerimizde işgale karşı direnişin kıvılcımını ateşledi. Bu kıvılcım bütün Anadolu’da imanlı yürekleri özgürlüğün ateşi ile yakıp tutuşturdu.
15 Mayıs 1919 Türk tarihinde Türk milleti tarafından hiç unutulmamalıdır. Hasan Tahsin Milli Mücadele şehitlerimiz ile birlikte daima anılmalıdır, unutulmamalıdır. Bir kişinin tek başına neler yapabileceğinin en güzel örneklerinden biri Hasan Tahsin’in 15 Mayıs 1919’da Yunan askerlerinin karşısına tek başına çıkıp silahını korkusuzca ateşlemesidir. Tek başına bile olsa milletinin şerefini korumak için, hürriyetini korumak için onun gösterdiği bu kahramanlık bir destandır. Bu destanı yazan Hasan Tahsin Türk milleti için de bir kişiden çok bir semboldür. Hasan Tahsin o gün Yunan askerlerinin şaşkın bakışları arasında yiğitçe tabancasını ateşlediği an Türk milletinin düşmana karşı direniş ruhunu, Milli Mücadele ruhunu canlandırdı. O karanlık günlerde Milli Mücadele’nin kıvılcımları Hasan Tahsin ve onun gibi yiğit Türk evlatları tarafından ateşlendi. Hasan Tahsin’in Yunan askerlerine sıktığı bu “İlk Kurşun” Mustafa Kemal’in Samsun’a “İlk Adım’ı gibi kıymetli ve anlamlıdır. Hasan Tahsin’in düşman askerlerine karşı gösterdiği mukavemeti ve cesareti bağımsızlık uğruna toprağın üzerinde şerefsiz yaşamaktansa toprağın altında şerefle yatmak isteyen büyük Türk milletinin sembolü olmuştur.
Türk’ün o gün ki vatan, millet, bayrak, hürriyet sevgisi dün olduğu gibi bugün ve yarın da Hasan Tahsinler, Ömer Halis Demirlerle geleceğe taşınacaktır. Unutulmamalıdır ki, Türk’ün bayrağına, vatanına, devletine, hürriyetine kim, nerede, ne zaman göz dikerse, beş bin yıllık kutlu Türk tarihinin içinden her dem diri çıkan Bozkurt ruhlu Türk evladı o kem gözlerle savaşarak yeniden yeniden destanlar yazmaya devam edecektir.
Kaynaklar:
1-Vikipedia…internet sitesi, Hasan Tahsin maddesi
2-üsküdar.edu.tr/tr/bilim-insani/hasan-tahsin internet sayfası
3-Tarih İncelemeleri Dergisi XXXIV/1,2019,281-310 Mithat Kadri Vural, Hasan Tahsin ve İlk Kurşun Üzerine Bir Literatür Analizi
4-Mithat Kadri Vural, Belgelerin Gözünden Hasan Tahsin ve “İlk Kurşun” Meselesine Yeniden Bakmak (Makale)