
HACI BAYRAM-I VELİ
(Ankara’da Doğan Güneş)
Ahi Sultan’a muhabbetle…
“Türk evladı ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
Asena Kınacı Moral
Hacı Bayram-ı Veli, Osmanlı Devleti Hükümdarı Orhan Gazi döneminde 1352 yılında dünyaya geldi. Hacı Bayram-ı Veli Ankara’nın (Solfasol) Zül-Fazl köyünde doğdu. Hacı Bayram-ı Veli’nin asıl adı Numan’dır. Babasının adı Koyunluca Ahmed’dir. Hacı Bayram-ı Veli’nin annesi hakkında menkıbeler dışında kaynak yoktur. Safiyüddin ve Abdal Murad isminde iki erkek kardeşi vardır. Bir de ismi bilinmeyen kız kardeşi olduğu söylense de onun hakkında bilgi bulunmamaktadır. Hacı Bayram-ı Veli Vakfiyesinde bulunan bir kitabede “Ankaralı Mahmud oğlu, Ahmed oğlu, Hacı Bayram-ı Veli” yazdığı için dedesinin adının da Mahmud olduğu varsayılmaktadır.
Hacı Bayram-ı Veli Ankara ve Bursa’da eğitimini tamamladı. Ankaralı Melike Hatun tarafından yaptırılan “Kara Medrese” de öğretmen olarak çalıştı. Ebu Hamid Hamideddin Aksarayi Hazretleri tarafından (Somuncu Baba) Kayseri’ye davet edildi. Ona göre böyle bir davete icabet etmemek olmazdı. O da Ankara’daki görevini bırakıp Kayseri’ye giderek Somuncu Baba’nın öğrencisi oldu. Hocası Somuncu Baba, bir Kurban Bayramında karşılaştıkları için çifte bayram kutladığını belirterek ona “Bayram” adını verdi. Hocası ile birlikte o günün başkenti olan Bursa’ya gittiler. Bursa’da Emir Sultan ile de yolları kesişti. Birbirlerinden feyz aldılar. Hacı Bayram- Veli Yeşil medrese diye de anılan Çelebi Sultan Mehmet Medresesi’nde öğretmenlik yaparak geçimini sağladı. Bu sırada Hacı Bayram-ı Veli’nin hocası Somuncu Baba da Bursa’da ekmek yaparak geçimini sağladı. Somuncu Baba’nın mübarek kişiliği ve kerametleri halk arasında çok söylenmeye başlayınca Somuncu Baba alçakgönüllülüğü nedeniyle Bursa’dan ayrılmak zorunda kaldı. Hacı Bayram-ı Veli ile birlikte önce Şam’a oradan da Hacca gittiler. Hacı Bayram-ı Veli hocası Somuncu Baba ile Hicaz’da üç yıl kaldı. Bu Hac yolculuğu ile de Bayram-ı Veli’ye “Hacı” denilmiştir. Hac görevinden sonra ikisi birlikte Aksaray’ a gelip yerleşti. Somuncu Baba’nın ölümü ile Hacı Bayram-ı Veli onun halifesi oldu ve Aksaray’dan ayrılarak Ankara’ya geldi. Ankara’da bilgisi, görgüsü, ilim ve irfanı ile faaliyetlerine devam etti. Öğrenciler yetiştirdi. Anadolu’da örnek alınarak tanındı, bilindi, sevildi. Samimi bir Müslüman’dı. İhlâslıydı. Çok çalışkandı. Yoksulları gözetirdi. Ziraat ile geçimini sağlardı. Ahilik geleneklerini Ankara’da yaşayıp yaşattığı için kendisine “Ahi Sultan” diye de hitap edilmişti. Onun “hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için çalışması yarın ölecekmiş gibi ahret için çalışması” ve bu yolda öğrencileri ile başarılı olması bazılarının onu kıskanmasına neden oldu. Bu yüzden padişaha onun hakkında çeşitli iftiralarla şikâyette bulunuldu. İkinci Murat Han, Hacı Bayram-ı Veli’yi kızgınlıkla Edirne’ye çağırttı. Hacı Bayram öğrencileri ile birlikte Edirne’ye gitti. Onun ihlâslı samimi bir öğretmen olduğu padişah tarafından anlaşıldı. Padişah ondan feyz aldığı gibi ona muhabbet ve saygı gösterdi. Hacı Bayram-ı Veli’nin kıymeti herkes gibi padişah tarafından anlaşılmış oldu. Hakkındaki şikâyetlerin kıskançlık ve iftira kaynaklı olduğu herkes tarafından bilindi. Onun bu Edirne ziyaretinde öğrencisi Akşemseddin’de Edirne’ye onunla birlikte gelmişti. Hacı Bayram-ı Veli Edirne’den dönerken o da Fatih Sultan Mehmed’in eğitimi ile ilgilenmek için hocasının tavsiyesi ve izni ile Edirne’de kaldı. Bursa’da yaşayan Emir Sultan ölümünün yaklaştığını hissedince etrafındakilere “beni Hacı Bayram-ı Veli yıkasın, defnetsin.” demiştir. Emir Sultan’ın dileği kabul olmuştur. Hacı Bayram-ı Veli tarafından defnedilmek nasip olmuştur. Hacı Bayram-ı Veli Emir Sultan’a karşı vazifesini yerine getirdikten sonra Bursa’dan Ankara’ya döndü. Ankara’ya döndüğünde öğrenci yetiştirmeye devam etti. O da ölümünün yaklaştığını hissedince kendisine karşı son vazifeyi Akşemseddin’in yapmasını istedi. Emir Sultan ve kendisi arasındaki olay, Akşemseddin ile kendisi arasında yaşanarak dileği kabul oldu. Cenazesi Akşemseddin tarafından yıkandı ve defnedildi. (1430 yılında vefat etti.)
Hacı Bayram-ı Veli mutasavvıftır. Şairdir. Bilim adamıdır. Bayramiyye Tarikatı’nın kurucusudur. O Ankara’da doğdu, pek çok yeri gezip gördü ise de Ankara’da yaşadı ve Ankara’da öldü. Ankara deyince Hacı Bayram-ı Veli; Hacı Bayram-ı Veli deyince de Ankara’nın aklımıza gelmesine bu vesile olur. Ulus semtinde August Tapınağı ile birlikte yan yana bulunan ve o zamanlar “Ak Medrese” diye de anılan dergâhı bugün cami ve türbe olarak ziyarete açıktır. Hacı Bayram Camisinin altında üç çilehane bulunur. Bu çilehanelerin Hacı Bayramın, Akşemseddin’ in, Eşrefoğlu Rumi’ nin olduğu söylenir. Mustafa Kemal de Ankara’da bulunduğu zamanlarda Hacı Bayram-ı Veli türbesini ziyaret etmiş, Hacı Bayram için ve onun huzurunda milleti için dua etmiştir. Ankara’da Hacı Bayram-ı Veli türbesi herkes tarafından bugün de yegâne huzur bulunan en önemli yerlerdendir.
Hacı Bayram-ı Veli geçimini ziraatla karşıladığı ve bu işi bildiği için talebelerini de ziraata ve sanata yönlendirdi. Çok talebe yetiştirdi. Kalplere şifa oldu. Eserlerini Türkçe yazdı. Bilinen ve günümüze kadar ulaşan üç ilahisi vardır. İlim irfan ocaklarında Eşrefoğlu Rumi, Şeyh Akbıyık, Bıçakçı Ömer Sıkıni, Göynüklü Uzun Selahattin, Yazıcızade Ahmet Bican ve Mehmet Bican kardeşler, Akşemseddin gibi önemli şahsiyetlerle birlikte bulundu.
“Maksadım sen ve isteğim senini rızandır.” diyerek ömrünü geçiren Hacı Bayram-ı Veli bugünümüzü de aydınlatacak ışığa sahiptir. Hacı Bayram-ı Veli döneminde Ankara, Kayseri, Sivas, Amasya, Aksaray gibi yerlerde bulunan medreseler çok önemli eğitim kurumlarıydı. Bu büyük medreselerde devrin en iyi hocaları, âlimleri ders verirdi. Hacı Bayram-ı Veli Ankara Kayseri, Bursa, Edirne, Aksaray gibi illerin medreselerinden ilim ve irfan yönünden faydalandı. Hacı Bayram-ı Veli’nin bilgisi, görgüsü, tecrübesi ve âlimliği ile devlet adamları, ilim adamları arasında adı anıldı, duyuldu, dergâhına intisap eden öğrencilerinin sayısı arttı. O günün şartlarında ilim uğrunda yollara düşmesi, Kayseri, Edirne Bursa, Aksaray, Şam ve Hicaz’a gitmesi öğrenme ve keşfetme arzusunu, çalışma azmini, araştırmacı kişiliğini ortaya koymaya yetmektedir.
Anadolu Türk’e vatan olurken Hoca Ahmet Yesevi ocağının öğrencileri bu ocaktan aldıkları kor ateşle -iman ile- Anadolu’da yeni bir medeniyet inşa etti. Hacı Bayram-ı Veli de Hoca Ahmet Yesevi Ocağının erenlerinden, velilerinden, alimlerinden biri olarak bu medeniyetin inşasında Anadolu’nun buram buram Türk kokmasında Türkün mührünün bu topraklara vurulmasında görev aldı. “İlim Müslüman erkek ve kadına farzdır.” Hadis-i şerifine göre yaşayan Hacı Bayram-ı Veli bu mutasavvıflardan ömrünü ilime adayanlardır. Böylece hem yaşarken hem de öldükten sonra- ölmeyerek- kendisini örnek alan öğrenciler yetiştirmeye bugün ve yarın da devam edecektir.
a) İlahileri
Bilmek istersen seni can içre ara canı
Bilmek istersen seni can içre ara canı
Geç canından bul anı sen seni bil sen seni
Kim bildi ef’alini ol bildi sıfatını
Anda gördü zatını sen seni bil sen seni
Görünen sıfatındır anı gören zatındır
Gayri ne hacetindir sen seni bil sen seni
Kim ki hayrete vardı nura müstağrak oldu
Tevhid-i zatı buldu sen seni bil sen seni
Bayram sözünü bildi bileni anda buldu
Bulan ol kendi oldu sen seni bil sen seni
***
Kimse çekebilmez Güçtür feleğin yayı
Hiç kimse çekebilmez Güçtür feleğin yayı
Derdine gönül verme Biri götürür vayi
Oynayu gelir adlar Çünkü eli çabuktur
Bir bunculayon fitne Kande bulur arayı
Bir fani vefasızdır Kavline inanma hiç
Gah bayı eder yoksul Gah yoksul eder bayı
Hayran kamu alimler Bu maninin alında
Kaf’tan kaf’a hükmeder Bilmez bu muammayı
Vahittir o vahdette Kesrette kani tefrik
Hızr ermedi bu sırra Bildirmedi Musa’yı
Miskin Hacı Bayram senDünyaya gönül verme
Bir ulu imarettir Alma başa sevdayı
***
Çalab’ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde;
Çalab’ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde;
Bakıcak di’dar görünür, o şâr’ın kenâresinde.
Nâgihan ol şâr’a vardım, anı ben yapılur gördüm;
Ben dahi bile yapıldım, taş u toprak âresinde.
Şâkirdleri taş yonarlar yonup üstada sunarlar;
Allah’ın adın anarlar, ol taşın her pâresinde.
Şehirden oklar atılır, gelir canlara batılır;
Ârifler cânı satılır, o şâr’ın bâzâresinde.
Şâr dediğikleri gönüldür, ne alşidir ne cahildir;
Âşıklar cânı sebildir, ol şârın kanâresinde.
Bu sözü Ârifl’er anlar, câhiller bilmeyip tanlar;
Hacı Bayram kendi banlar, ol şâr’ın menâresinde.
***
b) Sultan İkinci Murad Han’a ve idarecilere nasihati;
İmam-ı HYPERLINK “https://tr.wikipedia.org/wiki/Ebu_Hanife”Azam’ın, talebesi Ebu Yusuf’a yaptığı uzun nasihati yaptı: “Tebaan içinde herkesin yerini tanıyıp bil; ileri gelenlere ikramda bulun. İlim sahiplerine hürmet et. Yaşlılara saygı, gençlere sevgi göster. Halka yaklaş, fasıklardan uzaklaş, iyilerle düşüp kalk. Kimseyi küçümseyip hafife alma. İnsanlığında kusur etme. Sırrını kimseye açma. İyice yakınlık peyda etmedikçe kimsenin arkadaşlığına güvenme. Cimri ve alçak kimselerle ahbaplık kurma. Kötü olduğunu bildiğin hiçbir şeye ülfet etme. Bir şeye hemen muhalefet etme. Sana bir şey sorulursa ona herkesin bildiği şekilde cevap ver. Seni ziyarete gelenlere faydalanmaları için ilimden bir şey öğret ve herkes öğrettiğin şeyi belleyip tatbik etsin. Onlara umumi şeyleri öğret, ince meseleleri açma. Herkese itimat ver, ahbaplık kur. Zira dostluk, ilme devamı sağlar. Bazen de onlara yemek ikram et. İhtiyaçlarını temin et. Onların değer ve itibarlarını iyi tanı ve kusurlarını görme. Halka yumuşak muamele et. Müsamaha göster. Hiçbir şeye karşı bıkkınlık gösterme, onlardan biri imişsin gibi davran.”
c) Duası
“Ya rabbi, Beni de son nefesinde imanını muhafaza edenlerden kıl Ya rabbi, beni de o sevdiklerinin, nebilerinin, velilerinin, müminlerinin yanında, cennette Havz-u Kevser’in başında olanlardan eyle…. Amin”
_____
Not: Yazının hazırlanmasında bu eserlerden faydalanılmıştır.
Metin Çelik, “-Hacı Bayram-ı Veli, Bursalı Mehmet Tahir Efendi,” Özgü Yayınevi, İstanbul 2012,
-Habib Nurdoğan “Hacı Bayram-ı Veli Parlayan Güneş”, Mercan Kitap, İstanbul 2015.
-Dr. Yusuf Ekinci, “Hacı Bayram-ı Veli”, Akçağ Kitabevi, Ankara, 2013.