
Osman B.Karabacak
Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov’ın ev sahipliğinde “Türk Konseyi 6. Devlet Başkanları Zirvesi”ne Erdoğan ile Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Macaristan liderleri katıldı. Zirvede Macaristan Başbakanı Orbanyaptığı konuşmada Macaristan’ın Kazakistan ile stratejik işbirliği kurduğunu hatırlatarak, diğer Orta Asya ülkeleriyle de ortaklık iş birliğini genişletmeye hazır olduklarını belirtmesi dost-düşman çevrelerin dikkatini çekti.
Devlet başkanları konseyi, dışişleri bakanları konseyi, her ülkeden gelen akil insanlardan oluşan aksakallar konseyi, kıdemli memurlar komitesi ve merkezi İstanbul’da bulunan sekretaryadan oluşan “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi”, “Türk Konseyi” ya da “Türk Keneşi” olarak adlandırılan yapı verilen mesajlarla “dilde, fikirde, işte birlik” yolunda ciddi bir çatı haline geliyor.
Kırgızistan lideri Ceenbekov’un Avrupa’nın ortasında yer alan Macaristan’ın konseyde gözlemci statüsü ile yer aldığını hatırlatarak, Macarların Türk geçmişini, geleneklerini, adetlerini, kardeşlik ve dostluk bağlarını unutmamasının kendilerini sevindirdiğini vurgulaması, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev’in Türkistan’ın eyalet olması ve Türkistan kentinin eyalet merkezi olması kararının Türk halkları arasındaki bağları ve birliği pekiştirecek tarihi bir karar olduğunu ifade etmesi Turan idealinin bir hayal olmadığını göstermesi açısından oldukça önemli açıklamalar olarak tarihe geçti.
Ancak bu gelişmeler ruhunu emperyalizme satmış çevreleri rahatsız etti. Sözcü yazarı Emin Çölaşan da köşesinde Türk devletlerine ve Türklere kin kustu. Gazeteciliği devlet adamlarını edepsizce tenkit etmekten ibaret olan Çölaşan bu kez de Türk Birliğine pislik akan kalemi ile saldırdı.
Yazısında baştan sona Türkleri ve Türk Dünyasını eleştiren Çölaşan’ın Türk düşmanlığı milliyetçi camianın tepkisini çekti. Modası geçmiş solculuğun pörsümüş yüzü Çölaşan Kırgızistan’da toplanan zirveyi Sovyet gözü ile eleştirirken cehaletini bir kere daha gözler önüne serdi.
Tepki çeken yazısında “Biz bunlara “Türkî Cumhuriyetler” ya da “Türk devletleri” diyoruz.
Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Tacikistan vesaire…
Fakat gelin görün ki, Azerbaycan dışında bunların hiçbirinin ana dili Türkçe değil.” cümleleri ile Türk dünyasının en önemli bağı olan Türkçe’yi yok sayan ihtiyar kalemşör Türkiye ile Azerbaycan yakınlığını en güzel şekilde ifade eden “iki devlet tek millet” deyimini de “Bir millet iki devletmiş!
Hadi canım, sen de!” şeklinde kendince aşağıladı.
Çakma ulusalcı Çölaşan bölücülüğün siyasetteki yüzü Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı seçiminde propaganda yapabilmesi gerektiğini savunarak gerçek yüzünü göstermişti. Her fırsatta devletin kurum ve kuruluşlarına yıkıcı eleştiriler getiren sözde yazar uzun yıllar yazılarını yayınlayan Hürriyet grubuna da hakaretler yağdırmış ve Aydın Doğan’ın nankör nitelemesine maruz kalmıştı.
Türkiye’ye olimpiyat organizasyonu verilmediği için zevkten dört köşe olduğunu bile utanmadan yazmış olan Türk medyasının önde gelen baykuşlarından Çölaşan istemese de Türk Birliği kurulacaktır zira o kafaların duası kabul olsaydı gökten kemik yağardı!
Sözcü gazetesinin bu rezil yazarına tepki göstermek her Türk’ün görevidir ve ihmal edilmemelidir. Türk Dünyası’na hayasızca saldıran Çölaşan gibilerine hoşgörü göstermek işaret fişeklerini gördüğümüz birliğe zarar verir.