
Osman B.Karabacak
2019 seçimleri yeni bir dönemin başlangıcı olacak. Devlet Bahçeli’nin yine siyaset dünyasını şaşırtıp, sebep olduğu yeni sisteme geçiş yapılacak.
Bir kavle göre yeni sistem Türk milliyetçileri için MHP’nin siyaset sahnesinden silinmesi ile ilk etkisini gösterecek. Bir başka iddiaya göre de yapılacak seçim ittifakı ile AKP listesine destek verilerek hem başkan yardımcılığı alınacak hem de baraj sıkıntısı olmadan meclise milletvekiliği sokmak mümkün olacak. Bu tahminler henüz anketlere yansımadı ama cumhurbaşkanı ve meclis için iki ayrı sandık konulacağı unutulmamalı.
MHP’de muhalif iken Bahçeli’nin partiden kovduğu kadrolar da partileşme kararı aldığından beri bizim sağda bir hareketlenme var. Koray Aydın’ın da Akşener ekibine teşkilatları organize etmek üzere katılması ile Milli Merkez şekillenmeye başladı. Daha önce ülkücü değil merkezci olacak denen oluşuma şu anda MHP’den kopmak zorunda kalanların katıldığı görülüyor. Yeni partiye kurucu olacağı iddia edilen eski Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, eski bakan Abdüllatif Şener’in götürülen teklifleri kabul etmediği dedikoduları da dolaşıyor. Koray Aydın’ın oluşuma katılma töreninde, televizyondan izlediğim kadarıyla, yine bizden yüzler vardı: Merkez sağ nerede?
Akşener 15 Temmuz öncesinde Bahçeli’nin partide yerini sağlamlaştırması ile popülaritesini büyük ölçüde kaybetmişti. Ancak darbe girişiminden sonra Erdoğan ve AKP yandaşı televizyon yıldızlarının Akşener’e yönelik suçlamalarıyla halkın mağdura olan rağbeti ile ibre tersine döndü. Akşener destekçilerinin morali gayet yerinde.
Seçimler enteresan sonuçlar doğuruyor. Halkın teveccühünün yönü hiç tahmin edilmiyor: 2002 seçimleriydi. Bahçeli süpriz bir seçim kararı almıştı. Halbuki çatlayan DSP’den kurtulup sağın en büyük partisi olarak yeni bir koalisyon kurup başbakan olma şansı vardı, diye düşünüyorum.
Çanakkale’den İstanbul’a göçen bir arkadaş ikamet adresini henüz alamadığı için oy kullanamayacağını söyledi. Ben de seçim günü yakınımızdaki okula gelmesini, sandık kuruluna girerse bir şansı olabileceğini söyledim.
Seçim sabahı gittik. Daha önce sandık heyetine kayıt olmadığı için oy kullanamayacağını öğrendik. MHP temsilcileri okulun bahçesinde daha önce adlarını yazdırdığı halde gelmeyenlerin çok olduğunu okuldaki 20 sandıktan 7-8 sandıkta MHP temsilcisinin olacağından yakınıyorlardı. Biz de yapacak başka işimiz olmadığından olacak, sandıklarda çalışmayı talep ettik. Oylar çalınmasın!
Bana verilen sandığa gittim. Şehremini’nin bir mahallesinin seçmenleri oy kullanıyordu. 250-300 civarındaki seçmenin çoğu Doğu Türkistan’lı, Kırım Tatarı, Makedonya Türkü idi, bir de benim de tanıdığım ülkücü bir iki aile gelmişti. Eee yıllardır “Hak, hukuk, adalet; Türkistan’a adalet” diye hançerelerimizi yırttığımız Türkistanlılar başka partiye oy vermezlerdi herhalde. Kırım Tatarları’nın, Balkan Türkleri’nin tercihi de Esir Türkler davasının bayraktarı Türk Milliyetçileri’nin siyasetteki temsilcisi MHP yönünde olurdu. Çocuklarını taş medresede okutan iki aileyi de gözönüne alıp, herhalde bu sandık için rekor oy alırız, diye düşündüm.
Sandıkları açtık, oy kullanan 200 civarında seçmenden 10-15 oy almıştık. HDP temsilcisi gelip, burada da bunları geçmişiz, deyince ‘gereksiz’ bir gerginlik yaşadığım seçim yerini moralim bozuk bir şekilde terk etmiştim.
Bir daha kendimi hiç buğday ambarında sanmadım.
0